Sadece kenarda durup olanların ne kadar iğrenç olduğunu düşünüyorum bazen.
Bazen de hiç düşünmüyorum.

Bu bedenlerimiz sarılmak için var değilse ya ne için var bilemiyorum.

(Kaynak: dedikuzgun)

(jokersin kullanıcısından yeniden bloglandı)
Amira, bize kadınları nasıl seveceğimizi anlatan bir kitap lazım. Yoksa hep böyle şapşal ve kavruk kalacağız. Bize kadınların nefesini genişletecek, o nefesin rüzgarına yelken açmamızı öğretecek bir kitap lazım. Yoksa biz ne kadar sevilsek tamir olmayız.
Düğümlere Üfleyen Kadınlar - Ece Temelkuran
Ve gece
Uygun değildi
Beklemeye
Yine de bekledim…
Nilgün Marmara
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama
Pablo Neruda

Sen bir gerizekalısın ve ben senden nefret ediyorum. O kadar nefret ediyorum ki seni öldürebilirim. Nefret ediyorum çünkü sana aşığım diye bağıramamış

bağıramadım…

Önceden sadece sarhoş olduğumda aklıma gelir, içime dert olurdu. Şimdi alkollü içecek düşünmek bile yetiyor aklıma düşmesine.

Önüne bir bardak çay koydular, çay kaşığıyla tepeleme şeker koydu karıştırmaya başladı.
- Ben zavallı bir adam o popüler bir kadındı. Çevresi geniş, yüzü güleçti.
Çayından bir fırt çekti, ciğerlerinden bir “ohh” salıverdi.
- Dudaklarını dudaklarımdan, ellerimi kalçalarından ayırırken derin bir nefes aldı. Gözlerini karanlığa dikip “bana aşık olma, sakın olma" dedi.
Bardağı avucunda bir süre tutup bir yudum daha aldı. Eli yanmış olmalıydı ama o aldırmıyordu…
- Ben de ona aşık olmadım. Sonra aşık olmamaya devam ettim. Ona her gün tekrar tekrar aşık olmuyor… Ona hiç aşık olmuyor ama hiç ve… Ve…
Bardağı masaya koyup ayağa kalktı. Kapının eşiğinde bize döndü ve yarı gülümseyerek
- Eğer intihar etmiş olsaydım bir kez ölecektim, ama ona aşık olmayarak her gün ölüyorum… dedi. Ve gitti.

Oyunumuza geri döndük, pek aldırış etmedik. Buradan her gün aşık olmaması istenen adamlar geçerdi, biz hep çay içerdik.

  • Bedreddin: Ziloteslerin bizden farkı ne?
  • Dede: Onlar cesur insanlardır [...]
  • Bedreddin: Hepsi bu mu? Sadece cesaret mi? Kazanç mı? İstemek mi? Bunların arasında vermek yok mu?
  • [...]
  • Dede: Hiçbir şeyin hepsi göründüğü gibi değildir. Zilotesler toplu yaşamın düzeninde terbiye edilirler. Her şeyde paylaşım adaleti ararlar. Önce kendi aralarında destek oluştururlar. Yetmezse devletten isterler. Devlet ilgisizse yakasına yapışırlar Direnirse devirirler.
  • [...]
  • Bu bir ebedi ve ilahi mücadelenin ahlakıdır. Bunu onların lisanından öğrendiğin zaman hayretin artacaktır. Unutma! Onlar, hakkın verilmesini beklemezler, almasının yolunu bilirler...

İsabella Börklüce’ye sarıldı. Gözlerinin içine baktı ve sustu. Göz kapaklarını örttü. Bir ilahi vicdanın mabedinde masum ve hayran bakışlı kadın sessizliğiyle bekledi. Börklüce sevdiği kadına sarıldı. Yanaklarını okşadı. Sonra uzun uzun seyredip hükmünü özetledi:

"Yarin yanağından başka her şeyi ortak yaşamak… İşte bizim düsturumuz bu…"