Sen benim amıma koydun, ben de senin amına koyayım Hakan Günday. İç dünyanı sikeyim…
Onlar ne biçim kitaplar lan?
Bırakamıyorsun da.
Onlar ne biçim kitaplar lan?
Bırakamıyorsun da.
Kağıtlar filize,
Filizler fidana,
Fidanlar ormana,
Dönmeli yurdumda dırım dırım..
Sanki yağmur bulutları beni takip ediyormuş da, evrendeki tüm mevsim değişikliklerine ben sebep oluyormuşum gibi…
İzmir hanımeli kokuyor, İstanbul manolya, Uşak tabakhane. Daha içerilerde neler neler…
Bir genç Bölge metronun köprüsünde telefona “Aşkım gerçekten tanımıyorum, bana neden inanmıyorsun? Seni seviyorum sadece ben..” diyor.
Bir adam Söğütlüçeşme tren istasyonunun arka bahçesinde “Kaç yaşında adamım, burada ağlatıyorsunuz beni…” diyor, telefona hüngür hüngür ağlarken…
O zaman buraları boş bırakmayalım, buradan ağlayalım…
Kafamda gazlar uçuşuyor…
Görüşelim yine..
Breh breh breh…